Publication: Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yapılan yenidoğan işitme taraması test sonuçlarının risk faktörleri ile ilişkisinin değerlendirilmesi / Evaluati̇on of relati̇onshi̇p between ri̇sk factors and newborn heari̇ng screeni̇ng test results of Bezmi̇alem Vakif University Medical Faculty hospital
Files
Program
Authors
Authors
KARADOĞAN, MUHAMMED TALHA
Advisor
ÖZGEN, İLKER TOLGA
Date
Language
Type
Publisher
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Abstract
Giriş: Türkiye'de Ulusal Yenidoğan İşitme Taraması Testi Programı 2004 yılından beri ülke çapında tüm yenidoğan bebeklere uygulanmaya başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 2014 yılının başından 2020 yılı Haziran ayına kadar yapılmış tüm yenidoğan işitme tarama test sonuçlarının incelenmesi, sonuçların araştırılan risk faktörleri ile ilişkisinin ölçülmesi, uygulanan işitme taraması testlerinin etkinliğinin ve uygulanabilirliğinin değerlendirilmesidir. Yöntem ve Gereçler: Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 2014 yılının başından 2020 yılı Haziran ayına kadarki 7 yıllık süreçte yapılıp kayıt altına alınan 8085 bebeğin yenidoğan işitme tarama test sonuçları çalışmaya dahil edildi. İşitme taraması test protokolü kapsamında tüm bebeklere ''Transient Evoked Otoacoustic Emissions'' (geçici uyarılmış otoakustik emisyon ölçümü / TEOAE) ve/veya ''Auditory Brainstem Response'' (işitsel beyin sapı yanıtı / ABR) testleri ile işitme taraması yapıldı. Tarama testini geçemeyip refere edilen bebekler takibe alındı. Tarama testleri yenidoğan dönemindeki bebeklere uygulandı. Her iki kulak için tarama testleri ayrı ayrı uygulandı, sonuçlar; "bilateral geçti", ''sağ geçti, sol refere'', ''sol geçti, sağ refere'', ''bilateral refere'' şeklinde kaydedildi. İşitme tarama testlerinden bilateral olarak geçemeyen tüm bebekler tarama protokolü sonucunda referans merkezlere yönlendirildi. Referans merkezlerde yapılan testler sonucu işitme kaybının olup olmadığı belirlendi. İşitme kaybı olan ve olmayan bebeklerdeki risk faktörlerinin sıklığı karşılaştırıldı. Bulgular: Ulusal Yenidoğan İşitme Taraması Testi uygulanan 8085 bebeğin %98,2'sinde (n:7941) işitme kaybı yokken, %0,9'unda (n:74) işitme kaybı saptandı. Ulusal Yenidoğan İşitme Taraması Testi protokolüne başlayan ama takiplerine devam etmeyen %0,9 (n:70) bebek vardı. Taranan bebeklerde cinsiyet dağılımı, doğum tartısı, düşük doğum ağırlığı (<1500 gram), doğum şekli, hamilelik dönemi ateşli hastalık, ailede kalıtsal işitme kaybı, akraba evliliği, hiperbilirubinemi, IV yenidoğan yoğun bakım ünitesi yatışı sorgulandı. İşitme kaybı tespit edilen grupta cinsiyet dağılımı, ailede kalıtsal işitme kaybı, akraba evliliği, düşük doğum ağırlığı, doğum şekilleri, hiperbilirubinemi, yenidoğan yoğun bakım ünitesi yatışı durumlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptandı. İşitme taraması test sonuç kayıtlarına bakıldığında APGAR skoru sorusunun hiç sorulmadığı, gebelik dönemi ateşli hastalık geçirme sorusuna ise hiç pozitif veri girilmediği görüldü. Sonuç: Çalışmamızda taranan 8085 bebeğin verileri incelendiğinde tarama sonucunda işitme kaybı olan 74 bebeğin (%0,9) erken tanısının yapıldığı görüldü. Bu bebeklerden bazılarında bilateral işitme kaybı saptanırken bazılarında unilateral işitme kaybı saptandı. Bu yüzden işitme tarama testinin bilateral uygulanmasının daha doğru bir uygulama olduğu görüldü. Yenidoğan işitme kaybı için risk faktörü olarak sorgulanan cinsiyet dağılımı, ailede kalıtsal işitme kaybı, akraba evliliği, düşük doğum ağırlığı, doğum şekilleri, hiperbilirubinemi, yenidoğan yoğun bakım ünitesi yatışı durumlarının işitme kaybı olan grupta istatistiksel açıdan anlamlı olarak farklı olduğu tespit edildi. İşitme tarama testi sonuç kayıtlarında APGAR skoru sorusunun tüm hastalar için boş bırakılması ve gebelik dönemi ateşli hastalık geçirme sorusuna hiç pozitif veri girilmemesi düzeltilmesi gereken bir durumdur. Sorgulanan kriterlerin anlamlı sonuçlar verdiği, birçok yenidoğan bebeğin işitme kaybının erken tanı ve tedavisi için büyük önem taşıdığı , bunun için de Ulusal Yenidoğan İşitme Tarama Testi programlarının ciddiyetle ve yenidoğan hiçbir bebeğin atlanmadan yapılmasının hedeflenmesi çalışmamızda da gösterdiğimiz üzere ortadadır. Ülkemizde uygulanan Ulusal Yenidoğan İşitme Tarama Testi programları ile alakalı çok merkezli ve daha fazla vaka sayısına sahip çalışmaların yapılması risk faktörlerinin daha net anlaşılması ve yeni risk faktörlerinin tespiti noktasında önemlidir. Böylece tarama programının daha fazla geliştirilmesine büyük katkı sağlanacaktır. Tarama programı ile ne kadar fazla işitme kayıplı bebek tespit edilirse, bu bebeklerin erken tanı ve tedavileri ile ilerleyen yaşlarında yaşayacakları; birçok bedensel, zihinsel sağlık probleminin ve sosyo-ekonomik problemlerinin önüne geçilecektir. V Anahtar Kelimeler: Ulusal Yenidoğan İşitme Tarama Testi, yenidoğan, risk faktörleri, cinsiyet, ailede kalıtsal işitme kaybı, düşük doğum ağırlığı, akraba evliliği, doğum şekilleri, hiperbilirubinemi, yenidoğan yoğun bakım ünitesi, düşük APGAR skoru.
Description
Background: National Neonatal Hearing Screening Test Program has been applied to all newborns since 2004 in Turkey. The purpose of this study is the examination of all neonatal hearing screening test results recorded in Bezmialem Vakıf University Hospital from the beginning of 2014 to June 2020, interpretation of relationship between these test results and investigated risk factors, the evaluation of effectiveness and applicability of the hearing screening tests applied. Material and methods: In Bezmialem Vakıf University Hospital, 8085 newborn screening test results, recorded in the 7 -year-period from beginning of 2014 to June 2020, have been included in this study. With regard to hearing screening test protocol, all babies were screened for hearing with TEOAE (Transient Evoked Otoacustic Emissions) and ABR (Auditory Brainstem Response) tests. Babies who failed the screening tests were followed. Moreover, screening tests were performed individually for each ear. Then these test results were recorded as 'passed bilaterally', 'right ear passed, left ear failed', 'left ear passed, right ear failed', 'failed bilaterally'. All babies who cannot pass the screening tests bilaterally were directed to reference centers. Furthermore, the presence of hearing loss was determined as a result of the the tests performed in reference centers. The frequencies of risk factors in babies with and without hearing loss were compared. Results: While 98.2% (n:7941) of 8085 babies had no hearing loss, 0,9% (n:74) had hearing loss. There were 0,9% (n:70) babies who started the National Neonatal Hearing Screening Test protocol but did not continue their follow up. Gender distribution, birth weight, low birth weight (<1500 gram), form of delivery, febrile illness of the mother during pregnancy, hereditary hearing loss in the family, consanguineous marriage, hyperbilirubinemia, hospitalization in neonatal intensive care unit were questioned in the screened babies. Statistically significant difference in the group with hearing loss was detected in terms of gender distribution, hereditary hearing loss in the family, consanguineous marriage, low birth weight, form of delivery, hyperbilirubinemia, hospitalization in neonatal intensive care unit. VII Conclusion: When the data of 8085 babies screened in our study were examined, it was seen that 74 babies (%0,9) with hearing loss were diagnosed early. Some of these babies had unilateral whereas some had bilateral hearing loss. Therefore, it has been observed that performing the hearing screening test bilaterally is a more accurate practice. Statistically significant difference in the group with hearing loss was detected in terms of gender distribution, hereditary hearing loss in the family, consanguineous marriage, low birth weight, form of delivery, hyperbilirubinemia, hospitalization in neonatal intensive care unit. In the hearing screening test result records, leaving the APGAR score question blank for all patients and not entering any positive data in question of having a febrile illness during pregnancy is a situation that needs to be corrected. Since the questioned criteria give meaningful results and has great importance for the early diagnosis and treatment of hearing loss in many newborn babies, the importance of performing National Neonatal Hearing Screening Tests carefully and without skipping any newborn is obvious as we showed in our study. Conducting multicenter study with higher number of cases about National Neonatal Hearing Screening Tests applied in our country, is very important for clearly understanding of risk factors and determination of new risk factors. Future studies will greatly contribute to the further development of screening program. The more newborns with hearing loss are detected with screening program, the more babies will be provided early diagnosis and treatment. In this way, many physical, mental health problems and socioeconomic problems that these children will experience in their later life will be prevented. Key Words: National Neonatal Hearing Screening Test Program, newborn, risk factors, gender, hereditary hearing loss in family, low birth weight, consanguineous marriage, form of delivery, hyperbilirubinemia, neonatal intensive care unit, low APGAR score