Welcome to the Bezmialem Academic Repository


Bezmialem Vakıf University's Institutional Academic Archive System aims to ensure that the scientific knowledge and research outputs produced by our university are made available openly and sustainably for the benefit of society and all stakeholders. Our university considers it a fundamental responsibility to contribute to the advancement of science and the dissemination of academic knowledge, in line with the principles of transparency and reliability. Within the system, various academic outputs, such as articles, theses, books, book chapters, reports, and presentations, are made accessible.


Supported by ©SelenSoft Yazılım


By Access Status

bezmialem handle.net
base
opendoar
roar
roar
handle.net


Communities in DSpace

Select a community to browse its collections.

Now showing 1 - 5 of 8

Recent Submissions

  • Item type:Publication, Access status: Open Access ,
    Elektroensefalografide (EEG) benign varyantların sıklığı, dağılımı ve klinik önemi: Epilepsi tipleri ve sendromları ile olası ilişkileri Frequency, distribution and clinical significance of benign variants in electroencephalography (EEG): Possible relationships with epilepsy types and syndromes
    GÜLER, SİNEM
    ;
    USLU, FERDA
    TEZ ÖZETİ Elektroensefalogram (EEG) incelemelerinde incelenen benign varyantların (BV) sıklığını, dağılımını ve bu varyantların demografik, klinik özellikler ile nöbet tipleri ve epilepsi sendromlarıyla olası ilişkilerini araştırma amaçlamaktadır.Retrospektif, kesitsel ve tanımlayıcı olarak planlanan çalışmamızda EEG kaydı yapılmış 815 hasta verisi analiz edildi. Hastaların ait demografik, klinik ve nörofizyolojik verileri kaydedildi. Yaş, cinsiyet, EEG istenme nedeni, istemi yapan birim, nöbet varlığı ve nöbet tipi, epilepsi tanısının varlığı, varsa epilepsi sendromunun türü, antinöbet ilaç kullanımı, epilepsi dışında hastalık varlığı ve beyin manyetik rezonans görüntüleme (MRG) bulguları incelenen parametrelerdi. EEG'ye ilişkin olarak kayıt sırasında uyanıklık durumu, patolojik olması, epileptiform aktivite varlığı, benign EEG varyantlarının varlığı ve türleri kaydedildi. Elde edilen tüm veriler istatistiksel olarak değerlendirildi. Benign varyantlar hastaların 266 (%32,6)'sında saptandı. En sık rastlananlar fotomiyojenik yanıt 171 (%21), Pozitif Oksipital Keskin Uyku Geçişleri (POSTs) 70 (%8,6) ve fotik sürüklenme 67 (%8,2) oldu. POSTs varyantı özellikle 21–30 yaş grubunda daha sık izlendi, yaş ilerledikçe görülme sıklığı azaldı (p < 0,05). Benign varyantlar özellikle POSTs ve fotik sürüklenme kadınlarda daha sık saptandı (p < 0,05). Genellikle MR ve EEG'si normal olan bireylerde daha yüksek oranda izlendi (p < 0,05). Epilepsi tanısı ile POSTs arasında pozitif bir ilişki saptanırken, diğer varyantların epilepsiyle doğrudan anlamlı bir ilişkisi bulunmadı. Epilepsi sendromları içinde idiopatik jeneralize epilepsi ve nedeni belirlenemeyen fokal epilepsi gruplarında BV ve POSTs daha sık görüldü (p < 0,05). Yetişkinlerde Subklinik Ritmik Elektroensefalografik Deşarjlar (SREDA) izlenmedi, Benign Sporadik Uyku Dikenleri (BSSS) literatürde belirtilenden belirgin derecede az saptandı. EEG'de benign varyantları klinik değerlendirmelerde sıklıkla karşılaşılan ancak epileptik aktivite ile karıştırılma potansiyeli taşıyan yapılardır. Bulgular, benign varyantların epilepsi tanısı ve yönetimi sırasında dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini ve epileptik olan ve olmayan bireylerde sıklıkla görülebileceğini ayrıca bazı varyantların gerçekten çok nadir görüldüğünü ortaya koymaktadır.
  • Item type:Publication, Access status: Open Access ,
    Erişkin epilepside beyin yapıları ve duyusal profillerin tedaviye direnç üzerindeki etkisi The impact of brain structures and sensory profiles on treatment resistance adult epilepsy
    AKGÜN, İREM SENA
    ;
    USLU, FERDA
    Çalışmamız, erişkin epilepsi hastalarında bireylerin duyusal işlemleme profillerinin, ilaç tedavisine yanıt durumları ile ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmaya Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Bölümü'ne başvuran 18–65 yaş arası erişkin bireyler alınmıştır. Katılımcılar, antinöbet ilaç (ANİ) tedavisine dirençli epilepsi (İDE), ANİ tedavisine yanıt veren epilepsi (İYE) ve sağlıklı kontrol (SK) grubu olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Katılımcıların demografik verileri, epilepsi öyküleri ve beyin manyetik rezonans görüntüleme (MRG) bulguları kaydedilmiştir. Duyusal işlemleme profilleri Adolesan/Yetişkin Dunn Duyu Profili (AYDP) ile, yaşam kalitesi ise Epilepside Yaşam Kalitesi Ölçeği (QOLIE-31) ile ölçülmüştür. Elde edilen veriler, SPSS 27 programı aracılığıyla istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Katılımcı sayısı İDE grubunda 30, İYE'de 28 ve SK'de 28'di. Yaş ortalamaları İDE'de 34,40±11,55, İYE'de 34,28±8,79 ve SK'de 33,85±8,39 yıldı. Epilepsi tanı süresi İDE grubunda ortalama 14,46±9,67 yıl (1-40 yıl), İYE grubunda ise 14,96±10,94 (2-48) yıldı. Katılımcıların duyusal profillerinde "Duyusal Kaçınma" ve "Duyusal Kayıt" alt boyutlarında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptandı (p<0,05). Duyusal Kaçınma boyutunda, epilepsi grubunda atipik düzeyde duyusal kaçınma gösteren birey sayısı 46 (%79,3) iken, sağlıklı grupta birey sayısı yalnızca 10 (35,7)'dur. Duyusal kayıt boyutunda epilepsililerin %50'si atipik profilde yer alırken, sağlıklı bireylerin yalnızca %17,9'u atipik düzeydedir. Duyusal Kaçınma'da, İdiopatik Jeneralize Epilepsi (İJE) grubunda %78,6, Fokal Epilepsi (FE) grubunda %80,0 oranında atipik profil görülürken, sağlıklı grupta bu oran %35,7 olarak saptandı. Katılımcıların yaşam kaliteleri, İDE ve İYE gruplar arasında bilişsel fonksiyon, sosyal işlevsellik, toplam skor ve sağlık durumu alt boyutlarında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptandı (p<0,05). Nöbet endişesi (p=,028), ilaç etkileri (p=,003) ve toplam skor (p=,018) açısından epilepsi türleri arasında anlamlı farklılık saptandı(p<0,05). Fokal Epilepsi tanılı bireyler, İJE tanılı bireylere kıyasla bu alt boyutlarda daha düşük yaşam kalitesi puanlarına sahipti. Bu çalışma, erişkin epilepsinin hem yaşam kalitesi hem de duyusal işlemleme profilleri üzerinde anlamlı etkiler yarattığını ortaya koymuştur. Epilepsi hastalarda 'duyusal kaçınma' ve 'duyusal kayıt'da atipik profillerin daha yaygın olduğu, bunlarla beraber bilişsel fonksiyonlar, sosyal katılım ve genel sağlık durumu algısınsa kayıplar saptanmıştır. Özellikle fokal epilepsili bireylerin nöbet endişesi ve ilaç etkisine bağlı olarak yaşam kalitelerinin daha düşük olduğu görülmüştür. Epilepsili bireylerin değerlendirilmesinde yalnızca nöbet kontrolünün değil, duyusal bütünleme ve nöropsikolojik işlevlerin de dikkate alınması gerektiğini göstermekte; tedavi süreçlerine multidisipliner bir yaklaşımın entegre edilmesinin yaşam kalitesini artırmada önemli katkılar sağlayabileceğini ortaya koymaktadır.
  • Item type:Publication, Access status: Open Access ,
    Özgül öğrenme bozukluğu olan çocuklarda çift görev odaklı aerobik egzersiz eğitiminin dikkat, denge ve yaşam kalitesi üzerine etkisi The effect of dual-task aerobic exercise training on attention, balance and quality of life in children with specific learning disorder
    ÇALIKUŞU, HAFİZE REYHAN
    ;
    DURGUT, ELİF
    Çalışmamızın amacı, Özgül Öğrenme Bozukluğu (ÖÖB) olan çocuklarda çift görev odaklı aerobik egzersiz eğitiminin dikkat, denge ve yaşam kalitesi üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmaya 7-14 yaş arası ÖÖB tanılı 30 çocuk dahil edildi. Katılımcılar randomize bir şekilde çift görev odaklı aerobik egzersiz eğitimi grubu (n=10, yaş ortalaması=9,7±2,16 yıl), aerobik egzersiz eğitimi grubu (n=10, yaş ortalaması=8,6±0,84 yıl) ve kontrol grubu (n=10, yaş ortalaması=8,9±1,19 yıl) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Katılımcıların dikkat düzeyleri Stroop Testi TBAG Formu ve İşaretleme testi ile; dengeleri Pediatrik Denge Skalası (PDS), Dinamik Yürüme İndeksi (DYİ) ve Biodex Denge Sistemi cihazı ile; yaşam kalitesi değerlendirmesi Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) Çocuk ve Ebeveyn Formu ile; psikososyal ve davranışsal sorunların değerlendirilmesi Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA), Conners Ebeveyn Değerlendirme Ölçeği (CEDÖ) ve Conners Öğretmen Değerlendirme Ölçeği (CÖDÖ) ile yapıldı. Çift görev odaklı aerobik egzersiz eğitimi grubu ve aerobik egzersiz eğitimi grubuna fizyoterapist eşliğinde sekiz hafta boyunca, haftada üç gün, 50 dk olmak üzere orta-yüksek şiddette treadmil ile aerobik egzersiz eğitimi verildi. Çift görev odaklı aerobik egzersiz eğitimi grubunda eğitim kognitif görevler ile birlikte uygulandı. Kontrol grubundaki katılımcılardan bu süre boyunca rutin günlük fiziksel aktivitelerine devam etmeleri istenildi. Her üç grup için de tüm değerlendirmeler eğitim programının başlangıcında ve 8. haftanın sonunda uygulandı. Çalışmanın veri analizinde SPSS Version 28.0 istatistik programı kullanıldı. Çalışmanın başlangıcında gruplar arası İşaretleme Testi'nin tarama süresi puanı dışındaki diğer tüm veriler açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı (p> 0.05). Çalışma sonucunda egzersiz eğitimi alan her iki grubun da Stroop Testi ve İşaretleme Testinin çoğu alt skorunda; PDS ve DYİ total skorlarında; Biodex Denge Değerlendirme testlerinin çoğu alt parametresinde; ÇİYKÖ, GGA, CEDÖ ve CÖDÖ total puanlarında eğitim öncesine kıyasla anlamlı gelişmeler kaydedildi (p<0.05). Eğitim alan her iki egzersiz grubu arasında Stroop Testi TBAG Formunun 5. bölüm düzeltme sayısı puanı, PDS total skoru, stabilite limitleri testinin bazı alt skorları ve ÇİYKÖ Çocuk ve Ebeveyn Formu puanlarında elde edilen gelişmeler açısından çift görev odaklı aerobik egzersiz eğitimi grubu lehine anlamlı fark bulundu (p <0.05). Sonuç olarak; treadmil ile orta-yüksek şiddette aerobik egzersiz eğitimine ek uygulanan kognitif egzersizlerin ÖÖB olan çocuklarda dikkat, denge ve yaşam kalitesi üzerinde ek faydalar sağlayabileceği belirlendi. Bu sonuçlar ile ÖÖB olan çocukların tedavisinde çift görev odaklı aerobik egzersiz eğitiminin faydalı bir yaklaşım olabileceğini düşünmekteyiz.
  • Item type:Publication, Access status: Open Access ,
    The quest for ligands against kinesin motor protein Eg5 using CADD CADD kullanarak kinesin motor protein Eg5'e karsı ligand arayışı
    ŞAHİN, AHMET FATİH
    ;
    AKDEMİR, ATİLLA
    Kinesin motor proteini Eg5, mitotik iğ iplikçiği oluşumundaki temel rolü nedeniyle, kanser tedavisinde etkinliği kanıtlanmış bir hedeftir. Ancak, çok sayıda klinik denemeye rağmen, bugüne dek hiçbir Eg5 inhibitörü, sınırlı etkinlik, doz kısıtlayıcı toksisiteler ve ilaç direnci gibi zorluklar nedeniyle ruhsat onayı alamamıştır. Bu durum, üstün terapötik profillere sahip yeni kimyasal iskelet yapılarına yönelik kritik bir ihtiyacı ortaya koymaktadır. Bu tez, yeni nesil Eg5 inhibitörleri keşfetmek amacıyla kapsamlı ve çift yönlü bir hesaplamalı strateji kullanarak bu ihtiyaca yanıt vermektedir. Birinci yol, ~11 milyon bileşik içeren ZINC Anodyne kütüphanesine yönelik, valide edilmiş, yapı-temelli bir sanal tarama iş akışını içermektedir. İkinci ve daha keşifsel olan yol ise, 1 milyar bileşiklik devasa ZINC-ML kimyasal uzayını taramak için en son teknoloji bir DeepDocking aktif öğrenme kampanyasını kullanmıştır. Daha konservatif olan birinci yol, dört yeni ve aktif kemotipi başarıyla tanımlamış, lider aday ZINC243914928 in vitro olarak 28.97 µM'lik bir IC₅₀ değeri sergilemiştir. Hesaplamalı olarak bulunan bir adayın deneysel olarak doğrulanması, tüm iş akışının geçerliliği için kritik bir kanıt sağlamıştır. Daha da önemlisi, yapay zeka destekli ikinci yol, çok daha üstün in silico profillere sahip, yapısal olarak çeşitli yeni inhibitör sınıfları keşfetmiştir. Bu yoldan çıkan en iyi adaylar, hem referans inhibitörden hem de deneysel olarak doğrulanmış ilk yol adayından çok daha elverişli olan, hesaplanmış bağlanma serbest enerjileri sergilemiştir. Daha da önemlisi, her iki yoldan elde edilen nihai aday bileşikler, Lipinski'nin kurallarına uygun, olumlu ilaç-benzeri özellikler sergilemiş ve bilinen Eg5 kemotiplerine düşük Tanimoto benzerliği ile önemli yapısal yenilik göstermiştir; bu da iş akışının yeni yapilar tespit elde etmedeki başarısını doğrulamıştır. Sonuç olarak bu tez, Eg5 inhibisyonu için sadece çok sayıda yeni ve valide edilmiş kimyasal iskelet yapıları sunmakla kalmamış, aynı zamanda zorlu ilaç hedeflerinin üstesinden gelmek için güçlü ve çok yönlü bir hesaplamalı strateji ortaya koymuştur. Metodolojinin genel başarısıyla desteklenen ikinci yol adaylarının olağanüstü hesaplamalı profilleri, bu bileşiklerin yüksek bir etki potansiyeline sahip olduğunu kuvvetle düşündürmekte ve onları klinik olarak başarılı bir Eg5 hedefli terapötiğin geliştirilmesi için son derece umut verici başlangıç noktaları olarak işaretlemektedir.
  • Item type:Publication, Access status: Open Access ,
    Sıçan modelinde fasiyal sinir ezilme hasarı sonrası sistemik melatonin tedavisinin rejeneratif etkileri /Systemic melatonin improves regeneration after facial nerve crush injury in a rat model
    ÜNALDI, ATAHAN
    ;
    DİKER, NURETTİN
    ;
    PERGEL, TAHA
    Melatonin, esas olarak pineal bez tarafından salgılanan, sinir dokuları üzerinde çok yönlü antioksidan ve anti-apoptotik etkileri olan nöroendokrin bir hormondur. Bu çalışmanın amacı, fasiyal sinir ezilme hasarı sonrasında sistemik melatonin tedavisinin rejeneratif potansiyelini değerlendirmektir. Fasiyal sinir hasarı oluşturulan 24 Sprague-Dawley sıçanı rastgele üç gruba ayrıldı: (1) 20 mg/kg melatonin, (2) 5 mg/kg melatonin ve (3) kontrol. Çalışma gruplarına göre sıçanlara 28 gün boyunca günlük intraperitoneal enjeksiyonlar uygulandı. Fonksiyonel değerlendirmeler, göz kırpma refleksi ve bıyık hareketi genliği gibi parametrelerle haftalık olarak yapıldı. 28 günlük tedavi süresinin sonunda, fasiyal sinirlere elektromiyografi (EMG) uygulandı ve ardından fasiyal sinirin bukkal dalları histomorfometrik analiz için alındı. Bıyık hareketi genliği, 5 mg/kg ve 20 mg/kg melatonin gruplarında kontrol grubuna kıyasla anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Her iki tedavi grubunda da EMG genliği daha yüksek, süre değerleri ise daha kısa olarak saptandı. Histomorfometrik analizde, optimum g-oranı (g-ratio) gösteren akson yüzdesi kontrol grubunda anlamlı derecede daha düşük bulundu. Ortalama akson yoğunluğu ise her iki melatonin tedavi grubunda da anlamlı olarak daha yüksekti. Sistemik olarak uygulanan her iki suprafizyolojik melatonin dozu, fasiyal sinir ezilme hasarı sonrası rejenerasyonu artırmıştır.