Person:
DESTEK, SABAHATTİN

Loading...
Profile Picture

Status

Kurumdan Ayrılmıştır

Organizational Units

Organizational Unit

Job Title

First Name

SABAHATTİN

Last Name

DESTEK

Name

Email Address

Birth Date

Search Results

Now showing 1 - 8 of 8
  • Publication
    Mide Kanserleri
    (2019-05-01T00:00:00Z) Akçakaya, Adem; Destek, Sabahattin; AKÇAKAYA, ADEM; DESTEK, SABAHATTİN
    Mide kanseri tedavisin de etkin yöntem radikal cerrahidir. D2 lenf nodu diseksiyonu (LND) ile gastrektomi standart tedavidir. Erken evre mide kanserlerinde (Evre IA) endoskopik tedavi yapılabilir. Evre IB-II-IIIA mide kanserlerinde radikal cerrahi yapılır. R0 rezeksiyon sağlamak ana hedeftir. Evre IIIB-IV gibi lokal ileri mide kanserlerinde genişletilmiş rezeksiyonla beraber D2 LND yapılabilir. Bu durumda cerrahi palyatif kalabilmekte ve prognoz üstüne etkisi olmamaktadır. Bursektominin surviye katkısı net olarak gösterilmemiştir. Rutin LND-nin bir parçası olarak splenektomi büyük ölçüde terk edilmiştir. Minimal invaziv cerrahi için genel olarak kabul edilen endikasyon erken mide kanserleridir. Laparoskopik ve Robotik yöntemlerle mide kanserinin cerrahi tedavisi gün geçtikçe artmaktadır. Tümörün lokalizasyonu, yaygınlığı, merkez ve cerrahın tecrübesine göre tercih edilme oranı değişmektedir. Radikal cerrahiye rağmen, ileri evre mide kanseri için uzun dönem sonuçları tatmin edici değildir. Tanı amaçlı laparoskopi ameliyat öncesi akılda tutulmalıdır. Neoadjuvan tedavi özellikle ileri evre kanserlerde önerilmektedir. Adjuvan kemoradyoterapi cerrahinin tamamlayıcısı olarak yerini korumaktadır.
  • Publication
    Effectiveness of conservative approach in right colon diverticulitis
    (2019-07-01T00:00:00Z) DESTEK, SABAHATTİN; Gul, Vahit Onur; DESTEK, SABAHATTİN
    BACKGROUND: Approximately 10%-25% of patients with colon diverticular disease experience colonic diverticulitis during their lives. Right-sided diverticulosis is a rare condition in Western countries, but it is common among Asian countries. The aim of this study was to evaluate the clinical and treatment outcomes in our patients with right colon diverticulitis.
  • Publication
    Diagnostic efficacy of serum procalcitonin, IL-6, IL-2, and D-dimer levels in an experimental acute appendicitis model
    (2019-07-01T00:00:00Z) DESTEK, SABAHATTİN; Gul, Vahit Onur; Mentes, Mustafa Oner; Cicek, Ali Fuat; DESTEK, SABAHATTİN
    Background/Aims: Acute appendicitis is the most frequent cause of acute abdomen emergency surgery. It continues to be a problem today due to delayed diagnosis and its high perforation rate. For this reason, diagnostic tests continue to be developed. In this experimental study, the diagnostic significance of blood procalcitonin (PCT), interleukin (IL)-6, IL-2, and D-dimer levels in an acute appendicitis model in rabbits was investigated.
  • Publication
    Akut mezenterik iskemi hastalarında L-laktat, D-dimer, lökosit, CRP ve nötrofil/lenfosit oranının prediktif ve prognostik değeri
    (2019-12-01T00:00:00Z) Destek, Sabahattin; Yabacı, Ayşegül; Değer, Kamuran Cumhur; Gül, Vahit Onur; Abik, Yağmur Nur; DESTEK, SABAHATTİN; YABACI TAK, AYŞEGÜL; DEĞER, KAMURAN CUMHUR
    Acute mesenteric ischemia (AMI) is a disease that causes an ischemia in the intestines due to the obstruction of the mesenteric vessels feeding the intestines, with a mortality rate reaching up to 80%. The overall incidence of AMI is 0.63 per 100,000 people. Early diagnosis and treatment are very important for survival. There is no ideal biomarker that can reflect different types and stages of AMI. This study investigated the predictive and prognostic value of L-lactate, D-dimer, leukocyte, C reactive protein (CRP) and neutrophil/lymphocyte ratio (NLR) in the preoperative period were investigated in patients operated for AMI.
  • Publication
    AKUT APANDİSİT TANISINDA PENTRAXİN-3 VE DİĞER AKUT FAZ REAKTANLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
    (2019-10-29T00:00:00Z) Destek, Sabahattin; Yapalak, Yunus; DESTEK, SABAHATTİN; YAPALAK, YUNUS
    AMAÇ: Akut apandisit acil cerrahide en sık karşılaşılan akut batın tablosudur ve apandektomi acil cerrahi girişimleri arasında en fazla yapılan ameliyattır. Ancak geç tanı ve perforasyon oranı yüksekliği hala sorun olmayı sürdürmektedir. Bu sebeple akut apandisit tanısını koymaya ve desteklemeye yönelik testler geliştirilmeye devam etmektedir. Bu çalışmamızda serum lökosit, C-reaktif protein (CRP), prokalsitonin, fibrinojen ve pentraxin-3 düzeylerinin akut apandisitteki tanısal ve prognostik etkinliği araştırıldı. MATERYAL-METOD: Yetişkin hastalardan (18-84 yaş arası) oluşan kontrol (n=110) ve akut apandisit hasta grubu (n=77) oluşturuldu. Kontrol grubunda %69’u kadın, hasta grubunda %46.8’i kadındı. Hastaların demografik özellikleri, ameliyat öncesi serum lökosit, CRP, prokalsitonin, fibrinojen ve pentraxin-3 seviyeleri ile bunların ameliyat öncesi yapılan batın tomografisi (BT) skorlarıyla, Alvarado skorlarıyla, apandisitin histopatolojik evreleriyle olan ilişkisine bakıldı. BULGULAR: Ortalama yaş, hasta grubunda 36.1 ± 13.6, kontrol grubunda 47.7 ± 16.6 yıldı. BT’de hastaların %13’ünde (n=10) perfore apandisit saptandı. İstatiksel olarak BT skorlarıyla CRP (p=0.001), prokalsitonin (p=0.019), fibrinojen (p=0.025) arasında anlamlı korelasyon varken lökosit ve pentraksin-3 ile korelasyon saptanmadı. Alvarado skorları ile lökosit (p=0.001) ve prolaksitonin (p=0.037) arasında arasında anlamlı korelasyon saptanmışken; CRP, fibrinojen ve pentraksin-3 ile korelasyon bulunmadı. Histopatolojik incelemelerde hastaların %6.5’inde (n=5) perfore apandisit saptandı. Apendisitin histopatolojik evreleriyle CRP (p=0.0001), prokalsitonin (p=0.0001) ve fibrinojen (p=0.008) arasında anlamlı şekilde korelasyon varken lökosit ve pentraksin- 3 ile korelasyon saptanmadı. SONUÇ: Bu klinik çalışmamızda özellikle prokalsitonin düzeyleri akut apandisit tanısı ve hastalığın evresi ile ilgili olarak iyi bir gösterge olduğu bulundu. Diğer taraftan pentraksin-3’ün tanıda ve prognozun belirlenmesinde bir öneminin olmadığı belirlendi.Anahtar Kelimeler: Apandisit, akut faz reaktanı, pentraxin-3
  • Publication
    Fibroepitelyal Anal Polipler Ve Eşlik Eden Anal Hastalıklar
    (2019-10-01T00:00:00Z) Destek, Sabahattin; DESTEK, SABAHATTİN
  • Publication
    Clinical and Pathological Evaluation of Benign Skin Lesions
    (2019-12-01T00:00:00Z) Destek, Sabahattin; Gül, Vahit Onur; DESTEK, SABAHATTİN
    Skin lesions are commonly benign in nature. The present study aims to evaluate the prevalence and clinicopathological characteristics of a large series of benign skin lesions (BSLs) excised in our clinic. Patients with skin lesions who underwent total excisional biopsy at the general surgery clinic between 2012 and 2016 were reviewed. A total of 551 patients with BSLs were included in the study. Of these, 43.7% were females and 56.7% were males. The age range was between 2 and 98 years with a mean of 39.7 years. The most commonly occurring group of BSLs was of the appendageal tumors (33.3%), and this finding was statistically significant. The most common keratinocytic BSL (13.6%) was verruca vulgaris. In the present study, various types of BSLs and their occurrences were evaluated. Benign skin tumors can turn into malignant types. A biopsy should be performed to establish the exact diagnosis. We performed an excisional biopsy to confirm the diagnosis.
  • Publication
    Brunner-s Gland Hyperplasias and Hamartomas in Association with Helicobacter pylori
    (2019-01-01T00:00:00Z) DESTEK, SABAHATTİN; Gul, Vahit Onur; DESTEK, SABAHATTİN
    Background. The proliferative lesions of the Brunner-s glands (BGs) are hyperplasia and hamartomas, and they are usually asymptomatic and very rarely diagnosed. The aetiology of these lesions is not yet clear. The aim of this study is to evaluate the clinical presentations of patients with BG hyperplasia and hamartomas and to assess the pathological features of these lesions in association with Helicobacter pylori (H. pylori). Methods. Our retrospective study included patients who underwent upper gastrointestinal system endoscopy between 2010 and 2015. The hospital records of 18 patients diagnosed with hyperplasia or hamartoma of BG were reviewed for the clinical and pathological findings. Data from patients with BG lesion were compared with 37 patients who had nonspecific duodenitis as the control group. Results. Female/male ratio in our study sample was 1/1. The age range was between 16 and 85 years with a mean age of 48.61. BG hyperplasia and hamartomas were found in 72.22 and 27.78% of the patients, respectively. The rate of H. pylori in gastric mucosa was 43.2% in the control group and 66.7% in the BG lesion group. In the BG lesion group, the rate of H. pylori was higher. H. pylori was identified in 60% of BG hamartomas and in 69.2% of hyperplastic BGs. Conclusion. Our study demonstrated that H. pylori may play an important role in the development of BG hyperplasia and hamartomas in association with chronic gastritis and duodenitis. This is probably due to chronic irritation.